İnce bağırsakların iltihabı olarak tanımlayabiliriz. Bozuk gıdaların tüketilmesiyle bunlarda oluşan salmonella ve stafilakok gibi mikroorganizmalardan kaynaklanan lokal bir enfeksiyon olabileceği gibi çeşitli faktörler de bu hastalığa neden olabilir. Beslenme radyoterapi veya ilaç alımı ile ilgili olabilir. Örneğin emilimi zor olan veya emiliyen besinlerin alınması gibi. Gelişmiş ülkelerde viral enteritler; gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde ise bakteriyel enteritler daha sık görülür. Bir gündeki ishal sayısı ve miktarı daha fazladır.
Etyoloji: Bakteriler (salmonella E. coli stafilakok şigella V. chlolerae vb.) virüsler (rotavirüsler adenovirüsler) parazitler (giardia amip)radyasyon gibi faktörler enterite neden olabilirler.
Belirti ve Bulgular:
İshal (kanlı da olabilir)
Karın ağrısı
Bulantı kusma
Bazen ateş de görülebilir.
Tanı: Laboratuvarda gaitanın incelenmesi gaita kültürü tam kan sayımı sedimentasyon değerleri ile konulur.
Tedavi ve Bakım: Vakanın ağırlığına göre izolasyon gerekmiyorsa evde ya da hastanede izolasyon gerekli ise hastanede tedavi yapılır.
Etken tespit edildikten sonra spesifik bir antibiyotik tedavisi gerekiyorsa antibiyotik başlanır. Ancak genel görüş; antibiyotik kullanımının çok etkili olmayışı hatta tablonun seyrini uzattığı yönündedir. Antibiyotik daha çok enfeksiyonun yayılımını önlemek amacıyla kullanılmaktadır. Dikkatli kullanılmalıdır.
Oral sıvı desteği sağlanır. Kusmaların miktarına göre oran artırılır. Bunun için Dünya Sağlık Örgütünün önerdiği oral rehidratasyon paketleri (ORS) kullanılabileceği gibi bu karışım evde de hazırlanabilir
Parenteral sıvı başlanır. Aldığı çıkardığı sıvı miktarı takip edilir.
Bağırsak antiseptikleri verilebilir. İshal ve kusmanın durdurulması etken ve toksinlerin vücuttan atılması için gerekli olduğundan önerilmez.
Diyetten yağı gıdalar kaldırılır. Posalı ve katı gıdalar verilir.
Ev ortamında özellikle çocuklar yakından takip edilmelidir. Bol sıvı verilmeli diyetlerinde yağsız pirinç çorbası haşlanmış patates mevsimine göre muz şeftali gibi meyveler yağsız tatlı yoğurt ve yağsız beyaz peynir verilmelidir.
Alıntı.
Devamını oku »“İsmini Sicilya’da bulunan Achates Nehri’nden almıştır. En çok bulunan taşlardan birisi olmasına rağmen, renklerindeki ve halkalarının dağılımındaki çeşitliliğin sınırsızlığı nedeniyle herzaman en gözde taşlardan biri olmuştur.”
Akik Taşının Fiziksel Etkileri
*
Bedenin gerginlik olan kısımlarına sıcaklık hissi verir ve gerginliği azaltır. Ağrıları gidermek için kullanılabilir.
*
Cilt hastalıklarına karşı etkilidir. Damarları kuvvetlendirir.
*
Güçlü ve erkeksi bir enerjiye sahip olan akik, cinsel organlar ve cinsel güç için faydalıdır.
*
Hamilelikte hem anne hem de bebeğin sağlığı için faydalıdır ve bu süreç içerisinde kullanılması özellikle önerilir.
*
Kemik ve diş yapısının korunmasında faydalıdır.
*
Mavi renkli olan diğer taşlar gibi, mavi tonlarında olan akikler de akiğin diğer türlerinden farklı olarak boğaz çakrasında etkilidir ve boğaz ile ilgili sorunlarda kullanılabilir.
Akik Taşının Metafiziksel ve Psikolojik Etkileri
*
Canlılık veren enerjisiyle, kendinizi sıkıntılı ve kötü hissettiğiniz anlarda olayların iyi yönünü de görmenizi sağlar. İnsanların olumsuzluklarından kolayca etkileniyorsaniz akik size iyi gelecektir.
*
Dünyevi başarıyı simgeleyen akik, negatif enerjiye karşı koruma sağlar ve tükenmiş olan cesareti canlandırır. İşadamlarının bu taşı, özellikle belin altında (cepte veya yüzük olarak olabilir) taşımaları faydalı olacaktır. Özellikle yüzük olarak kullanıldığında, kişinin kendisine güvenini artırır.
*
Kendisini taşıyan kişiye güç, keyif ve iyimserlik hissi verir. Ceplerinde bu taşı taşıyan çocukları olumsuz duygulardan ve münakaşalardan uzak tutar.
*
Kırmızımsı turuncu renkteki akikler fiziksel canlılığı artırarak tembelliği giderir. Yaşanılan ana yoğunlaşma isteğini güçlendirir.
*
Mavi dantelli akik taşı; sosyal ortamlarda gereksinim duyulan serinkanlılık ve özgüven duygularını güçlendirir. Konuya yoğunlaşmaya ve konuşmaya yardımcı olur. Sinir bozukluklarını yatıştırır ve topluluk önünde yapılacak konuşmalarda duyulan heyecanı giderir.
*
Mavi renkli olan akikler nazara karşı etkilidir. Ayrıca; sadece rengiyle bile kişinin içini ferahlatan mavi akik, konuşma güçlüğü çekenler için faydalıdır.
*
Yosun akik, insanın içini koşulsuz sevgi ile doldurur ve kişinin ruhsal gelişimine yardımcı olur.
Akik taşı eskiden Yemen Taşı olarak bilinirdi. (Not: Bazı kaynaklarda Yemen Taşı’nın zirkon olduğu söyleniyor ancak akik olması daha güçlü ihtimal. Maden Yük. Müh. Mehmet Yaşar Ethem’in kitabında karneola yani bildiğimiz kırmızı akiğe (Örn. foto) Yementaşı denilirken, yine bir agat türü olan ve Kırmızı Çizgili Akik olarak bilinen Sardoniks taşına da (Örn. foto) Yemen Akiği denilmiş. Edmund Harold’un Kristal Mucizesi adlı kitabında ise Granat için Yementaşı denilmiştir
“Ateş Akiği” hususunda genelde bir yanlış anlaşılma var. Ateş Akiği denilen taş ateş ya da kor renginde olan akik değildir; bu karnelyan taşıdır, yani bildiğimiz akiktir. Ateş Akiği ise; akiğin değerli opal taşına benzeyen, yarı-şeffaf olup içerisinde katmanları görünen, kısmi sarı-yeşil ışıltılara sahip olduğu bir türüdür ve akiğin en değerli türlerinden biridir. Taşta ne kadar çok ışıltı varsa değeri de o derece fazladır.
Aslında “akik” ve “agat” aynı taşın iki farklı tipidir: Her ikisi de “kalsedon” taşının bir alt türüdür. Eğer kalsedon yarı-şeffaf, çizgisiz ve renk tonu olarak turuncu-kırmızı-kahverengi ise bu “akik (karnelyan ya da karneol olarak da bilinir)” adını alır; eğer yine yarı-şeffaf olur ancak, taşın içerisinde katmanlar (çizgiler, farklı oluşumlar) olursa “agat” adını alır. Türkiye’de genel olarak her ikisi de akik taşı olarak bilindiği için hem Kenzay’da hem de bu sayfada -şimdilik- her ikisini bir arada ele aldık. Örneğin Mavi Dantelli Akik denilen taşa (Blue Lace Agate) Mavi Dantelli Agat denilmesi; Yosun Akiğe (Moss Agate) Yosunlu Agat denilmesi, Ateş Akiğine (Fire Agate) Ateş Agatı denilmesi vs. daha doğrudur fakat bunlar Türkçe kaynaklarda genelde akik olarak belirtilmiş olduğu ve genel olarak bu şekilde tanınmış olduğu için biz de bu şekilde kullandık.
Bir ek bilgi daha: Akiğin bir kalsedon türü olduğunu ve turuncu-kırmızı-kahverengi tonlarında olduğunu söyledik. Bu durumda mavi akik denilen taş nedir diye düşünebilirsiniz. Burada renk önemli; sadece belirtilen renklerde olursa taşa akik denir. Mavi akik olarak bilinen tür aslında ya mavi kalsedondur ya da genelde soluk renkli kalsedonun kimyasal işlemler sonucunda renklendirilmiş halidir. Normalde mavi akik adında bir taş yoktur. Mavi akikler her ne kadar doğal taş olsalar da renklendirme işlemi nedeniyle görünümü doğal halinde değildir. Eğer etkileri nedeniyle mavi renkli akik kullanmanız önerilmişse tercih etmeniz gereken taş Mavi Dantelli Akik taşı olmalıdır
Akiktaşı, kalsedon kuvarsının bir türü olan yarı saydam mineral ve ana bileşeni SiO2dir. İçerdiği diğer bileşenlere ve oluşum koşullarına bağlı olarak çok farklı renk ve dokularda olabilir.
Tarih boyunca; yüzük taşı, mühür, düğme, süs eşyaları vb. yapımında yaygın olarak kullanılmıştır.
En bilinen ve bulunan rengi ateş kırmızısıdır. Doğada daha az bulunmakla birlikte siyah, beyaz, mavi, yeşil, sarı, turuncu ve kahverengi olanları da vardır. Diğer minerallerden etkilenerek yosunlu bir görünüm aldığında Agat (Yosunlu Akik) adını alır. Bu lekeler çizgi, dalga ve hare halini de alabilir. Siyah ve beyaz renk aldığında Oniks adını alır
Alıntıdır.
Devamını oku »Ses terapisi:
Ses, işitilebilir, titreşimlerden oluşur. Eğer işitme duyumuz tüm frekansları algılama yeteneğine sahip olsaydı, çiçeklerin, çimenlerin, dağların ve vadilerin müziğini, gökyüzünün ve yıldızların şarkısını ve bedenimizin senfonisini duyabilirdik.
Modern bilim, mistiklerin ve eski kültürlerin bilge insanlarının bildiklerini ve insan bilincini genişletmek için kullandıkları yöntemleri doğruluyor;yaşam temel olarak sesten oluşuyor. İnsanı ve yaşamı dünyaya o getirdi ve varoluşun devamını sağlıyor.
Bilimsel bulguların da ispat ettiği gibi evrendeki tüm parçacıklar, tüm ışıma şekilleri, tüm doğal kuvvetler ve tüm bilgi, müziksel yapılarla, frekanslarla ve kalıplarla belirleniyor.
Örneğin, oksijen atomunun protonları ve nötronları minör gamda titreşirler. Işıktan ve maddeden klorofil oluştuğundan, her çiçek ve her çimen tanesi melodilerini söylerler ve şarkıları uyumlu bir bütün oluşturur. Bu olmasaydı birlikte büyüyemezlerdi.
Eğer sizi rahatlatan ve sakinleştiren bir müzik parçası varsa bilincinizi genişletirken, herhangi bir terapi şeklinde bu müziği fon müziği olarak kullanın. Ayrıca dans etmenizi de öneririz. Bir kez çakralar boyunca müziksel yolculuğunuzu ayarladıktan sonra, istediğiniz zaman onun müziğiyle dans edebilirsiniz. Bu dans tüm düzeylerdeki yaradılış dansıyla bütünleşmenizi sağlar.
Ses terapisinde kullanılan mantralar:
LAM: 1. Çakra için
VAM: 2. Çakra için
RAM: 3. Çakra için
YAM: 4. Çakra için
HAM: 5. Çakra için
KSAM: 6. Çakra için
OM: 7. Çakra için
Alıntı.
Devamını oku »Devamını oku »İnsanların büyük bir çoğunluğu çevrelerinde gizli güçlerin bulunduğunu,sır dolu bilgi kaynaklarının olduğunu,kendi içlerinde açığa çıkmamış güçler taşıdıklarını ve bunlara benzer birçok özellikler içeren olguları hissetmişlerdir.Büyücülük,simya ve buna benzer konuları kapsayan gizli bilimler, insanın bir çeşit başka bir dünyaya ilişkin inançlarını ve orası ile iletişim kurmaya çalıştığı araçları ele alır.İnsanların gizli bilgilere olan inançları bilimin ilerlemesi ile değişmiş,toplumdan topluma farklılıklar göstermiştir.
Bilim, elmanın ağaçtan düşüşünü yerçekimi ile açıklar.O elmanın ağacın altından geçen belirli bir insanın,bir başkasının değil ille de o insanın başına düştüğünün açıklamasına girişmez.Gizli bilimler, olayların bilimsel açıklamaları ile ilgilenmezler.Olaylar üzerine kehanette bulunmakla,onları önlemek veya teşvik etmekle uğraşırlar.
*
Eski dönemlerde,semavi dinlerden önce, gizli bilimlere inanan bir kişi için doğaüstü bir boyut veya bir başka alem,çeşitli tanrıları ve şeytanları içinde barındıran yerdir.Bu güçlerin hemen herşeyi,örneğin iklimleri,tarladaki ürünleri veya döllenme olayını etkilediğini düşünürdü.Ama en önemlisi kendi yaşamlarını sürdürmelerinin bu güçlere bağlı olduğuna inanmışlardı.İlginç olan durum ise bu tip inançlara bağlı olarak ölüm sonrası yaşama,ruhlara ve hayaletlere inanma neredeyse evrensel hale gelmişti.
*
Eski İran’da doğaüstü güçlerle donanmış olduklarına inanılan bir rahip sınıfı olan Mecusiler,başkalarına veya kendi kendine yapılan telkin gücünü kavramışlardı.Kutsal sayılan bu kişiler zihni bir noktada yoğunlaştırmak amacı ile bir takım ayinler ve simgeler buldular.Bu ayinlerin bazıları pagan,yani çok tanrılı dinlere geçmişti.Daha sonra gelen büyük dinler bu inanışları yıktı.Buna rağmen bazıları etkilerini sürdürdü.Bunun üzerine Avrupa’da 14.yüzyıldan başlayarak gizli bilimlerle ilgili çalışmalar kilise tarafından şeytan işleri sayılarak suçlandı.Albigne mezhebine ait insanlar dünyanın şeytan tarafından yaratıldığına inanıyorlardı.Kilisenin bu mezhep üzerine uyguladığı baskılar Avrupa ve Amerika’da cadı avlarına yol açtı.O dönemin insanları cadıların her türlü kılığa girdiklerine,bir süpürge üzerinde hızla uçtuklarına,kişileri hayvan haline soktuklarına ve yaptıkları büyülerle her türlü zarara yol açtıklarına inanıyorlardı.
*
Büyücü oldukları iddia edilen kişilerin işkenceden geçirilmeleri ve diri diri yakılmaları aşırı şekilde uygulanmasına rağmen büyücülük daha da güçlendi ve 18.yüzyıla kadar sürdü.Bu tip inanışların yanı sıra kurda dönen insanlar,vampirler,periler ve cinler gibi yaratıklara ait söylenceler de vardı.İyi ruhları yardıma çağırmak ve kötü ruhları uzaklaştırmak için birtakım dualara,ayinlere ve tılsımlara baş vuruluyordu.
*
Eski dönemlerde Yunanlılar’ın bazısı insanı evrenin küçük bir modeli olarak görürdü.Alındaki çizgileri veya vucuttaki benleri yorumlama anlamına gelen metoskopi bu modele uygun olarak gelişmişti.Bir kişinin özellikleri yüzündeki bir dizi dairesel çizgiden çıkarılırdı.Böylece gezegenlerin güneş çevresindeki yörüngelerin insana yansıdığı anlatılmak isteniyordu.Buradan yola çıkılarak yüzdeki çizgilerin ve vucuttaki benlerin ‘bedenin yıldızları’olduğuna inanılıyordu.
*
Geleceği okumak en yaygın uygulama olmuştu.Paraların,iskambil kartlarının,zarların ve çubukların raslantısal dizilişlerinden anlam çıkarmak çokça rastlanan olaylardı.Avrupa’nın bugün bile adından söz edilen kahini Nostradamus 1503-1566 yılları arasında yaşamış olan bir Fransız fizikçisi ve gökbilimcisidir.Tarot kartlarını bugün bile kullananlar vardır.Aynı şekilde bazı kişiler iskambil kartları ile fala bakmayı,düşleri yorumlamayı,avuca bakarak yorumda bulunmayı meslek olarak sürdürmektedir.
El falcılığı,yani insan özelliklerini anlama ve avuçtaki çizgilerden geleceği okuma çok eskilere aittir.15.yüzyılda avucun ana özellikleri ile gezegenler ve oniki burç arasında bağlantı kuruldu.
*
Ölmüş kişilere ait ruhların bazen göründükleri veya seslerinin işitildiklerine ilişkin çok eski inanışlar 19. yüzyılda tekrar ortaya çıktı.Fotoğraf icat edildikten sonra filmlerde bir takım imgesel görüntüler olduğu ileri sürüldü.Böylece hayaletlerin bu dünya ile öteki dünya arasında hapsolmuş kayıp ruhlar olduğu düşüncesi doğdu.İspiritizmaya ilgi duyan kişiler,medyum denilen ruhsal duyarlığa sahip bir insanın trans duruma girerek ölülerden haber aldığına inandılar.1848 yılında Amerika’da 13 ve 19 yaşlarındaki Fox adındaki kızkardeşler evlerinin birtakım çarpma sesleri ile kuşatıldığını söylediler.Anlattıklarına göre raflardaki eşyalar bir ruh veya bir hortlak tarafından itilmiş gibi yerlerinden oynatılıp yere düşürülüyordu.Bu olaydan hemen sonra doğa üstü becerilere sahip bir dizi medyum ortaya çıktı.Bunlar arasında Helena Blavatsky adlı birisi masaları uçurması,kendi bedenini uzatması veya kendisini havaya yükseltmesi gibi gösteriler yapıyordu.
*
16.yüzyılda ruh çağırma konusunda uzman olan John Dee,bir arkadaşı ile birlikte birçok melekle yaptığı uzun konuşmaları kayda geçirmişti.Kendisi kraliçe 1.Elizabeth’in danışmanlığına atandı.
Bazı medyumlar tarafından çekilen ruh fotoğrafları salonlarda sihirbazlarca taklit ediliyordu.Bazı kişiler ektoplazma adı verilen ruh yanılsamasını oluşturmak için bir yardımcı kişi çalıştırırken veya mekanik yöntemler kullanırken yakalanıyorlardı.
O tarihlerde ölülerle bağlantı kurmak amacıyla seanslar düzenlemek moda haline gelmişti.Bu toplantılara katılan kişiler ruhlara sorular sorarlardı.Alınan cevaplar bir tahtaya yazılırdı.Veya masanın yerinden oynaması ya da masaya vurulması ruhun verdiği başka tip yanıtlardı.
Bu gibi olaylara inanan insanların zaaflarından yararlanan birçok insan her zaman bulunmuştur.
KAYNAK:
The Joy of Knowledge Encyclopaedia