Halkçılık ilkesi, ulusal egemenliği ön planda tutar ve demokrasiyi benimser. Devlet, vatandaşın refah ve mutluluğunu amaçlar. Vatandaşlar arasında iş bölümü ve dayanışmayı öngörür. Ulusun devlet hizmetlerinden eşit bir şekilde yararlanmasını sağlar. Atatürk’ün halkçılık ilkesinden anlaşılan; toplumda hiçbir kimseye, zümreye ya da herhangi bir sınıfa ayrıcalık tanınmamasıdır. Bütün herkes kanun önünde eşittir. Halkçılık ilkesine göre; hiçbir kimse başkalarına karşı din, dil, ırk, mezhep veya ekonomik açıdan üstünlük sağlayamaz.
Laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması demektir. Diğer bir tanımlamayla da devlet düzeninin, eğitim kurumlarının ve hukuk kurallarının dine değil akla ve bilime dayandırılmasıdır. Ayrıca din işleri kişinin vicdanına bırakılarak din özgürlüğü sağlanmıştır. Laikleşme Aşamaları:
Saltanatın Kaldırılması (1922)
Halifeliğin Kaldırılması (1924)
Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması(1925)
“Devletin dini İslam’dır” ibaresinin Anayasa’dan Çıkarılması(1928)
Devletçilik ilkesi, devletin gerekli gördüğü alanlarda devletin gelişmesi ve yücelmesi için yapılan çalışmalardır. Atatürk’ün devletçilik ilkesi; Türk toplumun ulaşmak istediği çağdaş ve modern bir düzen için gerekli olan ekonominin güçlendirilmesi ve ulusallaştırılmasıdır. Devletçilik ilkesine göre, devlet ekonomiyle ilgili olarak doğrudan doğruya müdahale yapabilir. Ekonomik teşebbüsler sadece devlet tarafından yapılmayacak, özel teşebbüslere izin verilecek fakat hiçbir özel teşebbüs devlet kontrolünden ve teftişinden çıkamayacak.
Devrimcilik ilkesi, Ataturk ilkeleri arasinda devingenlik, eylem ve atilim kavramlarini iclem ve kaplamina almis tek ilkedir. Ataturk, Buyuk Soylevinin sonunda: “Bu aciklamalarimla ulusal yasami sona ermis varsayilan buyuk bir ulusun bagimsizligini nasil kazandigini ve bilim ve teknigin en son esaslarina dayali ulusal ve cagdas bir devleti nasil kurdugunu anlatmaya calistim,” diye degindigi cagdas devlet kavramiyla devrimcilik ilkesinin sasmaz isaretini veriyordu.
Cagdas devleti kuran bir ulusun cagdisi niteliklerden kurtulmasi gerekirdi. Iste, Turk ulusunun, cagdisi niteliklerden kurtulmak, cagdaslasmak icin giristigi atilimlarin tumu devrimcilik ilkesinin kapsami icine girer.
Devrim, sozcugunun su ya da bu anlama …
Ataturk Ilkelerinden akilcilik, gercekcilik ve uygarlikcilik ilkeleriyle birlikte degerlendirilmesi ve yorumlanmasi gereken bariscilik ilkesi, bugun tum dunyada korunmasina ve yasatilmasina butun uluslarin caba gosterdigi yuce bir insanlik ulkusudur. Tarih boyunca giristigi turlu savaslarda kahramanliklar yaratan Turk ulusunun, insanlik ailesinin onurlu bir uyesi olarak barisi korumada gosterdigi duyarlik ve titizlik, Ataturk ilkeleri arasinda bariscilik kavraminin akilciliga ve gercekcilige dayali bir ilke olarak nasil deger kazandiginin bir kanitidir.
“Yurtta baris, dunyada baris” ilkesiyle ozetlenebilecek olan bariscilik, dunyanin gelecegini, dunya uluslarinin anlasarak kardesce gecinmeleri, turlu nedenlerle ve etkenlerle birbirinden ayrilmis ve birbirine dusman kesilmis …
Buyuk Fransiz Devrimiyle evrensellik kazanan ozgurluk kavrami, yakincaga damgasini vuran cagdas devlet gerceginin temelini olusturan bir eylemi de vurgular. Ozgurlukculuk, kisinin ve toplumun mutluluga erismesinde ugrunda girisilen savasimlarin tumunu kapsar. Turk toplumunun ozgurluk savasimi, kotu yonetimle yoksulluga ve tutsakliga itilmis soylu bir ulusun bagimsizlik direnisi ile dis guclere karsi, kazandigi basarilarla son sinavini vermistir.
Ulus, cani pahasina kurtardigi ulkesinde kendi egemenligine dayanan bagimsiz bir yonetim kurarken, ulke bagimsizligini ve ulus egemenligini bir daha tehlikeye dusurmeyecek onlemleri ancak ozgurlukcu bir ortamda etkin ve guclu tutabilir.
Ozgurlugun bu iki oz varligi, bagimsizlik ve egemenligi …
Ataturk Ilkelerinin tumu, kavram ve uygulama olarak, akilciliga dayanir. Ataturk’un eserinin buyuklugu, ulusu ve ulkesi icin giristigi tum eylemlerinin basariya ulasmasinda akilciligin nasil sasmaz olcek oldugunu kanitlar. Turk toplumunun yuzyillik cagdaslasma atilimlarinin ortacagin karanlik ve bagnaz dusuncelerinden oturu, basarisiz kaldigini en iyi anlayanlardan biri Ataturk’tu. Dogru yolu bulmak icin, simdiye dek inandirilmis oldugumuz neler varsa hepsini aklin supheci suzgecinden gecirip inanclarimizi olumlu bilimlerin aydinliginda yeni bastan kurmak, akilcilik ilkesinin ozudur.
“Bizim akil, mantik ve zeka ile davranmamiz, yonetimimizdir. Butun yasantimizi dolduran olaylar bu gercegin kanitidir.” diyen Ataturk, saglam bir dusunce duzenine …
Ataturk devrimlerinin temeli uygarlikciliktir. “Turkiye Cumhuriyeti halkini butunuyle cagdas, butun anlam ve bicimleriyle uygar bir toplum haline getirmektir. Devrimlerimizin asil temeli budur” diyen Ataturk, Turk ulusunu ileriye donuk yasam cizgisinde “cagdas uygarlik duzeyinin istune cikarmak” ulkusunun yilmaz savascisidir. Bu bakimdan, yuz yillik uygarlasma cabalarina ilk kez, Ataturk’un giristigi toplumsal atilimlarla devrimci bir yon cizilmistir. Turk toplumunun geri birakilmisliginin siyasal, sosyal ve ekonomik nedenlerine ilk olarak dogru tani (teshis) koyan Ataturk, yer yuzunde her ulusun varligi, degeri, ozgurluk ve bagimsizlik hakkinin elinde bulundurdugu ve yaratacagi uygarlik urunleri ile oranli oldugunu vurgulamisti.
Uygarlikcilik …
Atatürk’ün Milliyetçilik Anlayışı
“Millet sevgisi kadar büyük mükafat yoktur.”
“Harp muharebe, hele meydan muharebesi yalnız karşı karşıya gelen iki ordunun çarpışması değildir, ulusların çarpışmasıdır. Ulusların bütün varlıkları ile, bilim ve teknik alandaki seviyeleri ile, başarıları ile, ahlakları ile, kültürleri ile, faziletleri ile, kısaca göz ile görülür bütün güçleri ve varlıkları ile, her türlü araçları ve olanakları ile çarpıştığı bir sınav alanıdır.”
“Bize milliyetperver derler. Fakat biz öyle milliyetperverleriz ki, bizimle teţrik-i mesai eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların bütün milliyetlerin icabatını tanırız. Bizim milliyetperverliğimiz herhalde hodbinane ve mağrurane bir milliyetperverlik değildir.”
Milliyetçilik …
Ataturk Ilkelerinden uygarlikcilik, bariscilik ve devrimcilik ilkelerinin akilcilik ilkesiyle cakismasinin dogal bir sonucu olan gercekcilik, tum ilkelere canlilik kazandiran bir ilkedir. Turk ulusunun tarihsel ve sosyal gerceklerine dayanmaki, toplumun icinde bulundugu kosullari acik ve aydinlik bicimde belirleyerek gelecegin yolunu cizmek Ataturk gercekciliginin ozudur. Tutulan yolda amaca yonelirken “olani oldugu gibi bilme” ve bu cikis noktasinin gerektirdigi akilci yontemler uygulama gercekligin yeter ve gerek kosuludur.
Gercegi bilmek devrimciyi yolundan cevirmez, ustelik turlu careler arayip gucunu arttirmak olanagini saglar. Gercege boyun egmek ya da toplum yararina uymayan gercegin aldatici bir gercek oldugunu dusunmek …
